
Cuma’nın ertesi
İnce ince damlayan damlaların sabahı gibiydi Cumartesi
Sebepsiz gülüş kasırgaları
güneşi daha da efkarlandırmıştı sanki
Oysa haber bültenlerinde hava ay’lıydı…
Efkar yoktu…
İşte o an İçim ısınıverdi hayata
tebessümler,
İnce rötuşlar
Duman duman
Ruhumun balına kaymak katan o narin kırıtışlar
bir kuğu gibiydi Ankara’nın Kuğulu Parkı’nda
yalnızken özledim yalnızsızlığımın şehrini…
Hiç kendi yalnızlığın ile seviştin mi
Nefes nefese kaldın mı
Gerildin
Diken diken
Bacaklarını karnına kadar çekiverdin
O tarifesiz haz ile
Zevkten hiç sırtını tırmaladın mı
İz bıraktın mı
Acının anısını kirli duvarlara yansıtın mı
Terledin…
Pıtır pıtır…
Avucunda bir buz parçası
Tüm çıplaklığı ile usulca eridi mi
Vakit geçirmeden
Keşke demeden
Atıp onu ağzına çiğnedin mi
Islak parmaklarını saç tellerine götürüp
Farklı notalara bastın mı
Tınıyı hissettin
Ettin ettin
Evet…
aslında sen de biliyordun bunun nasıl bir şey olduğunu…
Ama tek hatan isminin YALNIZ olduğunu kabullenememendi…
Kaynak KARTOĞLU
21.02.2009
Mecidiyeköy…
4:59 p.m.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder