<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660</id><updated>2012-02-17T05:24:13.604+02:00</updated><title type='text'>Düşünen adam...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>11</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-8244088505199850306</id><published>2009-05-28T16:13:00.004+03:00</published><updated>2009-05-28T16:23:39.965+03:00</updated><title type='text'>Üç Kişilik Demli Çay</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/Sh6OwQmlbHI/AAAAAAAAACg/D-kIfP_eJoI/s1600-h/n787632213_1810511_648.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 212px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/Sh6OwQmlbHI/AAAAAAAAACg/D-kIfP_eJoI/s320/n787632213_1810511_648.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340863167849655410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;* YAŞANMIŞ BİR HİKAYEDİR&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odamda ders çalışıyorum. Sevmiyorum ders çalışmayı. Bugün hiç keyfim yok zaten. Tepemdeki şu masa lambası ne sıcak ve ne kadar da çok, kalın ve karmaşık şu kitaplar.. Hepsinden nefret ediyorum. Kitaplığımın en güzel köşesinde duran ve her zaman yanımda taşıdığım mavi renkli otomatik oyuncak bile nedense sevimsiz ve itici görünüyor gözüme.. Halbuki onu çok severdim; Bayırlırdım kafamdan hayali oyunlar üretip, bir yandan da konuşarak onunla oynamaya. Tıpkı plastik askerlerim, atlarım ve kale ile oynamyı sevdiğim gibi.. Anneannem sünnetimde almıştı bu pahalı oyuncağı bana.. Bir yanım acırken yüreğim şarkılanmıştı onu görünce. Ve göz bebeklerim ateş böcekleri gibi ışıklar saçarak uçuşmuşlardı gözlerimin içinde.. Yerimden fırlayıpta boynuna sarılamadığım için anneannemin, kollarımı uzatmıştım sevgi ile ve gülümseyerek ona. Gelip öpmüştü beni bir kelebeğe dokunur gibi, hiç incitmeden.. İşte böyle kucaklaşmıştık onunla o gün. Biliyordum, beni çok seviyordu. Yüreğinin titrediğini hissediyordum bana bakarken. Beni herkes seviyordu. Ve şu dünyada sevildiğini bilmekten daha güzel hiç bir şey yoktu. Bunu o gün çok yakından duyumsamıştım. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve güzel annem.. Küçük annem.. Kıvırcık lüle saçlı, çocuk yüzlü, incecik, narin ve kırılgan annem.. Onu nadide, pırıltılı renkleri olan porselen bir vazoya benzetirdim. İçine konulan çiçekler ne denli taze, renkli ve çeşitli olursa o da o denli güzelleşirdi. Güzelliğine güzellik katardı çiçekler, eğer özenle seçilmişlerse ve sevgiyle bakılırlarsa. Görünümü ne denli alımlı olursa olsun o çiçekler olmadan yeterince çekici hissetmezdi kendisini. Ben bunu bildiğim için her gün onun için yep yeni çiçekler toplardım gönlümün gelincik tarlasından. Hiç solmazdı benim verdiğim çiçekler.. Gelinciğin kırmızısı yanaklarına vururdu, daha da güzelleşirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Yeşil çimenlerin üzerinde kovalamaca oynamayı, taklalar atmayı, salıncaklara binip havalara uçmayı severdik annemle ikimiz. Çocuklar gibi neşelenir, çıngıraklı kahkahalar atardı böyle zamanlarda. İsyankar lülelerini topladığı mavili beyazlı kurdelası büyür büyür, tüm bedenini sarardı ve bir kelebeğe dönüşürdü annem. Bende kırmızı püsküllü kuyruğu olan havai bir uçurtma olup süzülürdüm onun peşinden. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strauss'un Mavi Tuna Valsi'ni, klasik bale temsillerini - en çok da Kuğu Gölü'nü - ve Senfoni Orkestrası'nın konserlerini izleyip yüzündeki tatlı gülümseme eşliğinde dinlemeyi severdi bu haşarı lise öğrencilerine benzeyen küçük kadın... Daha küçücük bir çocukken kardeşi ile birlikte bilmeden yavru bir kedinin ölümüne neden olmuşlar soğuk bir kış gününde.. O günden sonra kedilere olan sevgisi aşırı bir düşkünlüğe dönüşmüş. Bir gün büyük bir üzüntüyle anlatmıştı bu yaşanmış öyküyü bana.. O pırıltılı gözlerini sislerin kapladığını görünce benim de çocuk yüreğime kırağı yağmıştı. Çok üşümüştü yüreğim o gün.. Hüznü kafesinden uçan bir kuş hızıyla dağılan o doğa tutkunu kadınla birbirimize sarılmış, sonra el ele tutuşup sokağa çıkmıştık yeni kediler kovalamaya, yeni papatya tarlaları keşfetmeye ve yeniden çiçeklenmeye... &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevdiği babasını henüz 12 yaşında, ortaokula başlamanın heyecanını yaşadığı günlerde aniden yitirmiş annem. Bu olay yüreğinde onulmaz yaralar açmış, yıllarca kendine gelememiş. En çok da benim de küçük yaşımda annesiz ve babasız kalacağımdan korkarmış. Neden korkulan bazı şeyler bütün acımasızlığıyla gerçekleşiveriyor bazen, neden?.. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam... Gencecik, çalışkan, becerikli ve bitmez tükenmez enerjisinin nereden kaynaklandığı bir türlü çözemediğim, sürekli başarılara imza atan sevimli ve hırçın adam... Annem ne denli dingin, iddiasız, sakin ve yumuşaksa babamda o denli atak, hırslı, her an dinamit gibi patlamaya hazır yanardağdı. Bu dünyada onun başaramayacağı hiç bir iş olmadığını düşünürdüm, yemek yapmaktan onarım işlerine, fotoğrafçılıktan el sanatlarına kadar iyi ve güzel yapmadığı hiç bir iş yoktu. Her dereceli okulu birincilikle bitirmiş, daha lisedeyken yurt dışında burs kazanmış, asıl mesleğinin yanı sıra sanatçı yönünü de sürekli oalrak geliştirerek yurt içinde ve dışında sayısız sergiler açmıştı. Sürekli olarak bilgisayarın başında oturur, devamlı bir şeyler yazıp çizerdi. Üye olmadığı dernek yok gibi birşeydi. Posta kutumuz ona gelen mektuplarla dolar, telefon susmak bilmezdi. O kadar sık seyehat ediyordu ki son zamanlarda artık onunla doğru dürüst görüşemez olmuştuk. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam yoğun işlerinin arasında bizlere ayıracak zaman bulurdu eskiden. Birlikte dağlara giderdik. Güneş batarken denize girer, kumsalda uçurtma uçururduk. Bir keresinde kocaman bir tekneden denize balıklama atlamıştım. O zamanlar 6 yaşındaydım ve teknedeki yolcular çığlıklar atarak elleri ile gözlerini kapatmışlardı. Benim çok iyi yüzme bildiğimi bilen ve bu tür çılgınlıklarıma alışkın olan annem ve babam kahkahalar ile gülmüşler ve ben daldığım yerden aynı hızlı çıkıp yukarıdakilere el sallayınca gururla alkışlarmışlardı beni. O gün kendimi çok önemli hissetmiştim. Ben de annem kadar iyi bir yüzücü olacak ve tramplenden onun kadar güzel atlayabilecektim. Atlayışımı yaparken babam fotoğrafımı çekmiş miydi acaba?.. Çekmiş olmalıydı. Bu tür enstanteneleri hiç kaçırmazdı. Çok güzel fotoğraflar çekerdi babam... Her gezimizden sonra o gezi ile ilgili ayrı bir albüm hazırlardık. Fotoğrafların basılmasını heyecanla bekler, sonra onlara defalarca bakar, türlü yorumlar yapardık. Albüm düzenleme işi ise ayrı bir seramoniydi. Fotoğrafların arasına konu ile ilgili yazılar yazar ve resimler yapıştırırlardı annem ile babam: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;biz üç şirin canavarız&lt;/span&gt;", "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ay inanmıyorum! Nihayet dağın doruğuna ulaştık&lt;/span&gt;", "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;mucize değil, gerçek&lt;/span&gt;". Oluşturduğumuz albümlere tüm dostlarımız hayranlık ve gıptayla bakarlardı. Ben hiç bir yerde bu denli güzel, bu denli özenle hazırlanmış albümler görmedim, göreceğimi de sanmıyorum. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıçlar nereye uçarlar? Ne zaman dönerler sonra? Ben de tutunabilir miyim onların ateşden ve rüzgardan kanatlarına?. Beklesem onlardan birini, hangi yorulmaz umut tutar beni ayakta? Ne zaman neşeli bir ıslığa dönüşür seslenişlerim? Bağırabilsem arkalarından döner de bakarlar mı? Erir mi o zaman dağlar gibi duran YALNIZLIK?.. Hayır, olmuyor, gelmiyor işte.. Beraberce el çırptığımız türküler artık kanadı kırık bir kuş gibi. Neredesin göçebe kırlangıç, neredesin? Uçmaktan yorulmadın mı hala? Oysa biz çok yorgunuz. Sevgilermiz yorgun, çoşkularımız, gülüşlerimiz yorgun. Bizi sevmeyi, sabahları yatakta yastık kavgası yapmayı, gözlerimizin ta içine bakmayı, akşamları bizimle bir bardak demli çay içmeyi özlemedin mi? Anımsamıyor musun artık porselen bardağım içindeki o mahzun, o sıcacık kumral kadını ve sevgileri duman duman tüten çocuğu? Hey dur! Nereye gidiyorsun? Beni öpmeyi UNUTMADIN MI?&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hafif bir depresyon geçiriyor&lt;/span&gt;" &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle mi demişti o sevecen bakışlı genç doktor? Neden hiç bir şey yapmak istemiyordu canım? Artık evin koridorunda maç yapmıyor, ders çalışamıyor, şinitzel bile yiyemiyordum. Çok severdim halbuki şinitzeli.. Başım ağırlaşıyor, boğazım düğümleniyordu. Sürekli uykum geliyor, halsiz ve yorgun hissediyordum kendimi. Ani olarak gelen ağlama krizleri annemi çok telaşlandırıyor ve üzüyordu. O güzelim porselen vazonun içindeki renkli ve taze çiçekler uzun zaman susuz kalmış, boyunlarını bükmeye, yer yer solmaya başlamışlardı. Onlara su verecek gücü bulamıyordum kendimde. Göz göre göre soluyordu çiçekler. Biz su ve çiçek birbirimize ulaşamıyorduk, güneş bizi terk etmişti. Ve bir daha hiç doğmayacaktı. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gitti işte.. Gene gitti.. Bizi bırakıp gitti..&lt;/span&gt;." Duvara mı vurmuştum yumruğumu tüm hızıyla o akşam? Öyle olmalıydı.. Sonradan günlerce elim ağrımıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birtanem.. Son gelişimde bir sürü iş peşinde koşturduğumdan seninle söz verdiğim yerlere gidemedim. Birlikte çok fazla zaman geçiremedik, doğru. Haklı olarak kızıyorsundur, biliyorum. Ama şunu bilmeni isterim ki, her yaptığımız şey yalnız ve yalnız senin içindir. Bütün bu koşuşturmalar, bütün bu ayrılıklar bizi bekleyen daha güzel günler için...&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Böyle mi yazmıştı babam ben hastalandıktan sonra alelacele o uzak ülkeden yolladığı faksta? "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bizi bekleyen daha güzel günler..&lt;/span&gt;" Artık ailemizde gelenekselleşmiş olan akşam yemeği sonrası çay keyfi yalnızca annem ve bana aitti. Artık üç değil, iki bardak demli çay vardı ve benim ki limonlu idi. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ayrıldılar... Ne oldu, nasıl oldu anlayamadım, ama oldu işte. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O güne değin bir kez olsun tartıştıklarını, birbirlerine kırıcı bir söz söylediklerini duymamıştım. Babam, akşam yemeğinden sonraki çay keyfimiz sırasında, bilgisayardan kopup yanımıza geldiği ve çayını bizimle yudumladığı ender zamanlarda, kendini vaktini boşa harcamış gibi mi hissediyordu acaba? Televizyonu bile tedirgin bir şekilde izlerdi. Salondaki koltuğa uzandığında - ki bu çok ender olurdu - " Anne koş, babam yattı, gel onu biraz sevelim." diye neşe ile bağırırdım. Yayından fırlayan bir ok gibi gelirdi güzel annem. Koltukta boğuşur, neşeli kahkahalar atardık. "Yeter artık, çekilin başımdan, boğacaksınız beni " diye şaka yollu azarlardı babam bizi. Biz hiç duymazdık bu sözleri... Annemin gözlerinin penceresinde sönmeye başlayan ışıklar yeniden pırıl pırıl yanmaya başlardı. Pencereden deniz görünürdü. Yıldızlar yağardı sonra denizin üstüne. İkisini de kucaklardım. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta üniversite yıllarında başlayan bu büyük aşka ne olmuştu? Neler söndürmüştü ondaki ateşi? Tanrım, nasıl bir depremdi bu? Yerin sarsıldığını bile hissedemeden kocaman bir çukurun içine yuvarlanmıştık. Ve orası o kadar karanlıktı ki, tutkunu olduğumuz papatya tarlaları uzak yıldızlar gibiydi ve galiba artık onlara üçümüz birlikte ulaşamayacaktık. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak, annenle biz ayrılıyoruz. Hani sen bazen arkadaşlarına darılıyorsun ya, büyüklerin sorunları daha değişik oluyor. Ama şunu bilmeni isterim ki ikimizde seni çok seviyoruz ve sevmeye devam........&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acı sözleri o güzel lunaparkta mı sözlemişti babam bana? Yediğim kurşunun üzerimdeki etkisini azaltmak için mi getirmişti beni bu parka? &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt; Salıncaklar çarpıştı, dönme dolap durdu, atlı karınca tersine dönmeye başladı, gözlerim yandı. Ağlıyor muydum ne: " Peki ben ne olacağım? " &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi babamla birlikte, ülkemden çok uzakta bu sıcak kentteyim. Babamın yurt dışında çalışma düşü gerçekleşti. Burada bir Amerikan okuluna gidiyorum. Kocaman 7 odalı bir evimiz, bir çok yardımcımız var. Ama annem yok. Her akşam beraberce içtiğimiz demli çaylar yok. &lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders sonrası etüd saatindeyiz ve ders çalışıyorum. Hayır, çalışamıyorum. Annemi görmeyeli kaç ay oldu? Nerede oturuyor, alışabildi mi yalnızlığa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Kapım çalınıyor. Gelen nöbetçi öğretmen Mrs. Dickinson. Her zamanki gibi sevgiyle gülümsüyor:     " &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir ziyaretçin var Kaynak. Genç bir bayan.. Aşağıda seni bekliyor.&lt;/span&gt; "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Deliler divaneler gibiyim. Ne zaman çıktım ben buraya? Merdivenleri trabzandan kayarak mı iniyorum yoksa? Çok az kaldı ulaşmama o genç hanıma.. Onu henüz görmedim, ama kıvırcık saçlı olduğunu biliyorum. Mavi boncuklu gümüş küpeleri, otantik bir yeleği, bol uzun bir eteği var. Hele hele saçına mavili beyazlı bir kurdele taktığına eminim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak Kartoğlu&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mayıs 09'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-8244088505199850306?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/8244088505199850306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=8244088505199850306' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/8244088505199850306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/8244088505199850306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/05/uc-kisilik-demli-cay.html' title='Üç Kişilik Demli Çay'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/Sh6OwQmlbHI/AAAAAAAAACg/D-kIfP_eJoI/s72-c/n787632213_1810511_648.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-7712270857926703843</id><published>2009-05-14T18:24:00.003+03:00</published><updated>2009-05-14T18:27:52.576+03:00</updated><title type='text'>Yokluk...</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bir kaç gündür buralarda değildim... Aslında İstanbul'dayım ama biraz kendi kendime... ABD'den gelen Pablo Neruda kitaplarını okuyorum... Şimdilik beni götürüyor... Arada sırada sır veriyor; uçuruyor... Umarım bu aralar kalemler ve parmaklarım arasındaki husumet biter ve tekrardan karalamaya başlarım... Ben bunun ihtimalini seviyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bakıyorumda yeni izleyicilerim olmuş. Bu izleyiciler konusunu hiç bilmem ama sizlere de merhaba demek istedim. "Merhaba..." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Hepimizin Perşembe günü güzel geçsin... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Neruda ile kapatayım... "Love is so short, forgetting is so long..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;KK.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-7712270857926703843?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/7712270857926703843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=7712270857926703843' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/7712270857926703843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/7712270857926703843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/05/yokluk.html' title='Yokluk...'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-3507797472936542783</id><published>2009-04-06T10:41:00.001+03:00</published><updated>2009-04-06T10:44:32.382+03:00</updated><title type='text'>Yavaş yavaş ölürler...</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yavaş yavaş ölürler... &lt;/span&gt;seyahat etmeyenler, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yavaş yavaş ölürler... &lt;/span&gt;okumayanlar, müzik dinlemeyenler, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yavaş yavaş ölürler... &lt;/span&gt;alışkanlıklara esir olanlar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;her gün aynı yolları yürüyenler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;veya bir yabancı ile konuşmayanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial; font-style: italic;"&gt;yavaş yavaş ölürler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;dışına çıkmamış olanlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-3507797472936542783?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/3507797472936542783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=3507797472936542783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3507797472936542783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3507797472936542783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/yavas-yavas-olurler.html' title='Yavaş yavaş ölürler...'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-2439560243014277619</id><published>2009-04-02T17:39:00.003+03:00</published><updated>2009-04-03T13:29:20.005+03:00</updated><title type='text'>Mi Casa</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdTRFbNuuDI/AAAAAAAAAB4/07HtaeRbPm0/s1600-h/Ev+1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 233px; height: 175px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdTRFbNuuDI/AAAAAAAAAB4/07HtaeRbPm0/s320/Ev+1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320106950966294578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İlker'im (turuncu mantolu) ve kız arkadaşı RAKI'ya bize gelmişlerdi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Koltukta oturanlar ise en yakın dostlarım olan Derviş ve Gökhan. Onlarda benim gibi Reklamcı...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdTRhfeA0nI/AAAAAAAAACA/gSgZAN232Lg/s1600-h/ev+2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 235px; height: 176px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdTRhfeA0nI/AAAAAAAAACA/gSgZAN232Lg/s320/ev+2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320107433144668786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Evimin salonuna genel bir bakış...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-2439560243014277619?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/2439560243014277619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=2439560243014277619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/2439560243014277619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/2439560243014277619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/mi-casa.html' title='Mi Casa'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdTRFbNuuDI/AAAAAAAAAB4/07HtaeRbPm0/s72-c/Ev+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-183788409745167813</id><published>2009-04-02T09:49:00.000+03:00</published><updated>2009-04-02T10:08:53.507+03:00</updated><title type='text'>Adı Yalnız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdRjbzhKc_I/AAAAAAAAABw/92p1owhVGsY/s1600-h/Just_Tired_From_Loneliness_by_astraline.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 252px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdRjbzhKc_I/AAAAAAAAABw/92p1owhVGsY/s320/Just_Tired_From_Loneliness_by_astraline.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319986389168321522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Cuma’nın ertesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;İnce ince damlayan damlaların sabahı gibiydi Cumartesi&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Sebepsiz gülüş kasırgaları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; güneşi daha da efkarlandırmıştı sanki&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Oysa haber bültenlerinde hava ay’lıydı…&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Efkar yoktu…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;İşte o an &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; İçim ısınıverdi hayata&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;tebessümler,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; İnce rötuşlar&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Duman duman &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Ruhumun balına kaymak katan &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; o narin kırıtışlar &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;bir kuğu gibiydi Ankara’nın Kuğulu Parkı’nda &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;yalnızken özledim yalnızsızlığımın şehrini…&lt;/span&gt;  &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kendi yalnızlığın ile seviştin mi&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Nefes nefese kaldın mı&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Gerildin&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Diken diken&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Bacaklarını karnına kadar çekiverdin&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;O tarifesiz haz ile&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; Zevkten hiç sırtını tırmaladın mı&lt;br /&gt;İz bıraktın mı &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Acının anısını kirli duvarlara yansıtın mı&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Terledin…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; Pıtır pıtır…&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Avucunda bir buz parçası &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Tüm çıplaklığı ile usulca eridi mi&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Vakit geçirmeden&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Keşke demeden&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Atıp onu ağzına çiğnedin mi&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Islak parmaklarını saç tellerine götürüp&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Farklı notalara bastın mı&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Tınıyı hissettin&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Ettin ettin&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Evet… &lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;aslında sen de biliyordun bunun nasıl bir şey olduğunu…&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Ama tek hatan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; isminin YALNIZ olduğunu kabullenememendi…&lt;/span&gt;  &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak KARTOĞLU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; 21.02.2009&lt;/span&gt; &lt;span style=";font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Mecidiyeköy…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;4:59 p.m.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-183788409745167813?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/183788409745167813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=183788409745167813' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/183788409745167813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/183788409745167813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/ad-yalnz.html' title='Adı Yalnız'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdRjbzhKc_I/AAAAAAAAABw/92p1owhVGsY/s72-c/Just_Tired_From_Loneliness_by_astraline.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-3376437281038851279</id><published>2009-04-01T13:10:00.002+03:00</published><updated>2009-04-03T13:28:33.729+03:00</updated><title type='text'>1 Milyon Dolarlık Soru...</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;* &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beyaz bir sayfaya her şey yazılabilir senin dışında &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; güzelliğine benzetme bulmak zor &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; sen iyisi mi sana benzemeye çalışan &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; her şeyden, bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; belki tabiattadır çaresi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; anlarım bitkiden filan ama anlatamam &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; toprağın güneşle konuşmasını &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yılmaz ERDOĞAN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Kendi içimde kopan fırtınayı daha da dalgalandırmak ve bu sunumu "perfect" duygusunu karşı taraf adına yaratabilmek için işe koyuldum... Sunumun sonunda "bu kadar da olmaz be!!!" diyebilirsin ama belki "çoook güzelmiş" de diyebilirsin... Amaç kalbi fethetmek değil... Amaç bir duyguyu tanımlamak ve 1 milyon dolarlık soruya cevap alabilmek!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hiçbir dura&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;k, hiçbir liman bana çekici gelmez: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Görmediklerimi, bilmediklerimi arzu etmişsem; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Duraksız ve cömertçe açılabilmelidir yelkenler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Demir atma; geçici bir tutunma yeri değil mi? ..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Liman denilen duraklarda pas tutuyor yürekler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Açık deniz fırtınalarında dalgaları göğüslemek; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Ve yaşamın duraksızlığında daima ileriye bakıp&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Yeni doğacak güneşi aramak çekici değil mi ki? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; *&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Murathan Mungan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Güneş her yerde aynı doğmaz. Yeni doğmuş bir bebek gibi ne getireceği belli olmayan bir güne hepimiz "GÜNAYDIN" deriz. Ne güzeldir, bir güneşin doğuşunu ertesi gün başka bir yerde izlemek ve başka bir dil de "GOOD MORNING" demek. Çekicilik de bunun gibi birşey aslında. Hergün değil, her saniye başka bir duyguyu yaşayabilme ihtimalini sevmektir. Bugün, bu sahil kıyısında güneşi doğurdum.... Batışını ise, Rio de Jenerio da gerçekleştirebilmek "gibi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM_EjWg0iI/AAAAAAAAABo/H2LEvTISOKk/s1600-h/nnn.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 249px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM_EjWg0iI/AAAAAAAAABo/H2LEvTISOKk/s320/nnn.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319664932296380962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Hayır burası Rio değil ama onun kadar güzel olsa gerek...İnsanlar aslında hep o "çekiciliği" arıyor. Deniz dalgalarının sahile vurduğu an oluşan köpüklerde arıyorlar o tarifi imkansızı...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Resimde ki benim..Dalgalara arkamı dönmüş, yeni doğmuş olan güneşin, içini ısıtan ışıklarının çizdiği yola doğru ilerliyorum. Buldum mu dersin o "çekiciliği"? Ne kadar çok insan var değil mi o çekiciliğin peşinde. Hepsi usanmadan, karmaşık köpüklerin getireceği haberi bekliyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; İnsanın önüne bazen o kadar güzel birşey çıkıyor ki, ne yapacağını şaşırıyor. Kelimeler 32 dişin arasından çıkmak bilmiyor. Sanki yeni doğmuş bir bebek gibisin. Anlatmak istiyorsun derdini ama ne çare... Fıtınadan kopup, sakinleşip, kıyıya vuran dalgalar, bana bir haber getirmedi aslında. Maksat zaten o haberi hissedebilmektir. O dalgalar sadece birer IRONY. Plecebo Effect gibi; ve sen o çekiciliği görüp hissettikten sonra, kelimeler bir türlü ağzından çıkamadığı için, onun kalbine saplancak, duygu yüklü, içinde seni anlatan ve aşk dansına davetkâr bir ok atıveriyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; O "ok", senin ördüğün duvarı yıkıp geçip kalbine saplandığı zaman,"ZAMAN" sanki duruyor... Ok'a bakıyorsun 12'ye beş var, kalbine bakıyorsun 12'yi beş geçiyor. Sonra kalbine bakıyorsun 12'ye beş var, oka bakıyorsun 12'yi beş geçiyor... Böyle olunca hayatında ki o "10" dakikalık açığı bir türlü kapatamıyorsun... (Özdemir Asaf'ın bir şiirinden esinlenme)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Oysa asıl amaç o ok'u dişlerinle tutabilmektir. O zaman, o insanın dalgalarını ve köpüklerini bütün gerçekliği ile kalbine saplanmadan, güneşin doğuşu kadar net görebiliyorsun. Ok'un bütün reklerini süzgeçten geçirip maskeyi çıkartmak, "oku ağzında tutmaktan ibarettir. Çünkü, bilinçsizce yaşanan ve sadece yaşanması gerektiğini düşündüğün için yaşadığın dalgalar ve köpükler, kısa bir süre sonra en durgun anında senin içinde fırtınalar kopartabiliyor. Ne kadar iyi bir yüzücü olsan bile, dalgalar seni yutuveriyor ve köpükler üstünü örtüyor... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Boğulup maviliğin derinliklerine inerken, sen, kalbine saplanmış olan oku o kadar benimsemişsindir ki, seni tamamladığını zannedersin ama güneş batıp fırtına koptuğu zaman, tamamlandığını düşündüğün kalbinin parçaları teker teker kopar... Sen de teker teker dağılırsın... Toparlanamazsın... İnsanın kalbi puzzle gibi. Çözmek o kadar zor ki… Zaten kolay olsa deniz kıyılarına gidip dalgalarla ve köpüklerle konuşmazdık. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Sonunda su yüzüne geri ulaştığın zaman "güneş" her zamankinden daha parlaktır. Kendini de yenilenmiş hissedersin... Ancak kalbinin duvarı o kadar sağlamdır ki, kolay kolay hiç bir ok delip geçemez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bazı gecelerin sabahı yoktur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Yalnızca bir karanlık olarak kalırlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı ayrılıkların dönüşü olmaz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Giden gider, borçlarıyla yaşar kalanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Geleceği yoktur bazı kalplerin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Aşk uğramaz onlara bir daha&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Tek bir hatırayla yaşlanırlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı pişmanlıklar uzun sürer&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Zamana yayılırlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; KENDİNDEN KAÇANLARA SAKLANACAK YER KALMAZ DÜNYADA... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; GÜN GELİR KENDİLERİYLE TANIŞIRLAR... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; ASIL YALNIZLIKLAR O ZAMAN BASLAR &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; HAYATA GEÇ KALMIŞTIR KENDİNE GEÇ KALAN &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Şairin dediği gibi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bir daha yaşamak zorunda kalır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Geçmişi anlamayan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı geceler Bazı insanlar Bazı yerlerde &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Sahiden karşılaşırlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı insanlar bazı aşklar bazı şarkılar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bu yüzden unutulmazlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı hayatlar hayal tutmazlar...Bu yüzden bazı bazı bazı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Çabuk yaşayıp ansızın kaybolmalar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; Bazı bazı bazı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Murathan Mungan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Peki neye bakıyor bu genç?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Bembeyaz bir sayfa ona ne ifade edebilir ki? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Aslında herşey bir beyaz sayfa ile başlar... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Önüne gelen bir beyaz sayfaya herşey çizilebilir ve yazılabilir.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Hayaller, gerçekler, yalanlar, fantaziler, tutkular ve daha nice şey... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; The main point being, this young guy is looking at something that is so precious, clean as white can be. He is afraid of drawing his emotions becasue he does not want to put stains on a white piece of paper. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Bu beyaz sayfa kimi simgeliyor acaba diye düşünmeden duramıyorsun... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Ne çekiyor bu adamı o boş esere?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; İnsan kendisine soramadan duramaz şimdi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* Ne alaka? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt; * Nereden çıktı bu? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt; * Ben nelerden hoşlanırım onu bile bilmiyorsun... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt; * Çekici güç ben değil de başkası olsaydı yine aynı stratejiyi mi uygulardın? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Ve daha nice soru var aslında kafanda... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Çekicilik hem bir dalga hem de bir köpük. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Aşk 1 saniye de yaratılamaz, ama bir aşk her saniye yaşanabilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Aşktan önce gelen nice güzellik vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Çekicilik, karşındakini tanımak, güvenmek, saygı, sevgi, adalet, karakter ve v.b... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Bir insan hoşlandığı kişiyi ANLATAMAMALI ! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Çünkü, GÜZELLİKLER ANLATILAMAZ, YAŞANILIR..&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; her şey olmaya hazır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; sana bakmak suya bakmaktır &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; gördüğün suretten utanmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; sana bakmak bütün rastlantıları reddedip &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:arial;" &gt; bir mucizeyi anlamaktır…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; * &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yılmaz Erdoğan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Sana bakmak… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; 1 milyon dolarlık soruya verilecek cevaba inanmaktır…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; Kaynak Kartoğlu (KK.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-3376437281038851279?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/3376437281038851279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=3376437281038851279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3376437281038851279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3376437281038851279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/1-milyon-dolarlk-soru.html' title='1 Milyon Dolarlık Soru...'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM_EjWg0iI/AAAAAAAAABo/H2LEvTISOKk/s72-c/nnn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-2439835535449239710</id><published>2009-04-01T13:03:00.001+03:00</published><updated>2009-04-03T13:27:36.771+03:00</updated><title type='text'>Ben yine anlatmak istiyorum...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM8uKW5w8I/AAAAAAAAABg/J88tdS2jZE8/s1600-h/n787632213_2157545_5066.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 219px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM8uKW5w8I/AAAAAAAAABg/J88tdS2jZE8/s320/n787632213_2157545_5066.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319662348606751682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:100%;" &gt;09.02.2009 / Pazartesi...&lt;br /&gt;23:11…&lt;br /&gt;Tik tak…&lt;br /&gt;Tik tak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğum mekanda bir alacakaranlık seması var… Kırmızı ışık, uzun zamandan beri içilmeyi bekleyen, beklediği için rengi biraz koyulaşan şarabımı kıpkırmızı gösteriyor… Hmm… Tadı hala güzel ama rengi kaçmış bu şarabın neden içildiğini bi’ sorgulamak lazım… Keyiften mi içiyordum acaba? Yoksa, günde bir kadeh şarabın kan dolaşımına iyi geldiğini bildiğimden mi? (dün bu felsefeyi birisine karşı savunmuştum) Efkardan olabilir mi? Sinir? Hehehe… Aslında bende bilmiyorum niye içtiğimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Word dosyasını açtım, karşıma bembeyaz bir sayfa çıktı. Çok içli dışlı olmadık başlarda. Benimle bir “merhaba” sohbetine bile girmeye yeltenmedi… Zaten asık olan suratım biraz daha ekşileşti. Hayatımızda temiz olan her şey kirleniyor; kirletiliyor, e o zaman bu sayfada kirliliklerden nasibini alsın. Sanırım buldum neden şarap içtiğimi. Zevk-ü sefadan… Biraz da sinirden… Ben yine anlatmak istiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir varmış bir yokmuş… Yok olan şey hiçbir zaman varolamamış. Varolan şey ise arada sırada yok oluyormuş. Hep varolduğundan dolayı, küçük kaçamaklar yapıp ortadan kaybolduğunda ise kimse onu aramıyormuş. Ne de olsa çıkar bir delikten düşüncesi artık bir bilinçaltına yerleşivermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara delikler sadece uzayda varolurlar diye bilirdim; hadi hadi tamam; en azından ben bu düşünceye inanmak istiyordum. Onlarda acaba arada sırada kayboluyorlar mıydı? Zaten hayatımda başıma ne geldiyse “inanmaktan” dolayı geldi. Bazen de inandığıma inanmamaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23:25…&lt;br /&gt;Tik tak…&lt;br /&gt;Tik tak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat dijitalleşti. Bakmayın “tik tak tik tak” diye yazdığıma… Hangimiz artık duyuyoruz ki o tik tak seslerini? Kafam o kadar dolu ki niye yazmaya başladığımı, bu yazının nereye gideceğini, hangi istasyonlarda mola verip, hangi pis tuvaletlerin yüzünüzü bütün temizliği ile gösterdiği o pis aynalarında, sıkıntıdan, tekrar ve tekrar yüzümü yıkayacağımı bilmiyorum. İlk defa spontane yazıyorum. Yazının sürekli başına dönüp nerede ne yazdığımı yada yazının bir anlam içerip içermediğini sorgulamak istemiyorum. İlk defa ilgilenmiyorum. Umurumda bile değil! Birisi ya da birileri anlasın diye yazmıyorum ki ben yazdıklarımı. Allah allah! Hedef kitlem bile yok ki benim. Ben sadece sıkıntılıyım. Ben anlatmak istiyorum! Ama neyi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23:32…&lt;br /&gt;Dijital tik ve tak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norah Jones’u açtım. Sesi beni rahatlatıyor. Tender yapıyor. Hava buz gibi olsa bile ben yine erimeyi becerebiliyorum. Hele o “I’ve Got To See You Again” şarkısı. Hatırlar mısınız? Dur dinleyin… Lines on your face don’t bother me. Down in my chair when you dance over me. I can’t help myself; I’ve got to see yoooouuuu agaaaain… Sigaramı da yaktım oohhh. İki gündür doğru düzgün uyuyamadığımdan dolayı saat 13:00 gibi esnemeye başladım bugün. Ama artık buna bir son vermem gerekiyor. Hatanın sürekli bende olduğunu düşünmekten; bu yüzden uykusuz kalmaktan ve bazen kulağa çok saçma gelse bile hatalı olmadığım zamanlar bile “ben hatalıyım yaa” diye hayıflanmaktan bıktım! “Innocent Until Proven Guilty” gerçeğini hayatıma yansıtmam gerekiyor. Işık yoksa gidip ampül almam gerekiyor. Aslında prove edilmesi gereken bir durumda ortada yok. Sadece ibreler şaha kalktı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 23: 42 (tik tak) olmasaydı balkona çıkıp avaz avaz bağıracaktım. Bir keresinde yapmıştım ve nasıl rahatlamıştım anlatamam. Bir şarkıyı “bağırıyordum” Bakırköy’de ki evimin penceresinden. Sayın Salcan (bilmem kaçıncı nesil yazar) ise beni kameraya çekiyormuş o sırada. Haberim bile yok… Sokaktaki insanlar beyinlerine penceremin koordinatlarını girip yukarıya bakıp “ne bağırıyorsun lan” diye seslendiklerinde ben onları fark etmemiştim bile. Ben Bakırköy’e bağırmıyordum ki! Penceremin sol üst köşesinde, gecenin bir köründe az da olsa gözüken Marmara Denizi’neydi serzenişim. Sahile, sesini ta penceremden duyabildiğim dalgalar büyük bir hırs ile çarptığında pencereyi hemen kapatmıştım. İnanın bana; bazen doğaya kulak vermek beyinlerine koordinat girip yukarıya bakıp “ne bağırıyorsun lan” diyen insanlara kulak asmaktan çok daha verimli! Siz de doğaya kulak verin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;00:07…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, artık doğaya kulak veriyorum. Daha gerçekçi, daha dürüst ve daha from the heart. Biliyorum biliyorum. Türkçe’mize sahip çıkalım; ne işi var İngilizce’nin metnin dizelerinde değil mi? Öyle değil işte! Kelimelerin arasına serpiştirilen İngilizce kelimenin manası mı aklınızda kaldı yoksa Türkçe olanlar mı? Mission accomplished! Class dismissed…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece artık uyumak istiyorum.&lt;br /&gt;Bu yüzden file seçeneğinden “kaydet” e basıyorum. Benanlatmakistiyorum.doc. Masaüstünde. İyi geceler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak Kartoğlu (KK.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-2439835535449239710?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/2439835535449239710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=2439835535449239710' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/2439835535449239710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/2439835535449239710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/ben-yine-anlatmak-istiyorum.html' title='Ben yine anlatmak istiyorum...'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdM8uKW5w8I/AAAAAAAAABg/J88tdS2jZE8/s72-c/n787632213_2157545_5066.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-4530511731686367476</id><published>2009-04-01T10:17:00.000+03:00</published><updated>2009-04-01T13:28:47.071+03:00</updated><title type='text'>Love</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdMVm6MwMSI/AAAAAAAAABY/yfwbhiHjqSc/s1600-h/neruda4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 224px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdMVm6MwMSI/AAAAAAAAABY/yfwbhiHjqSc/s320/neruda4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319619343056646434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;Because of you, in gardens of blossoming flowers I ache from the perfumes of spring.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;I have forgotten your face, I no longer remember your hands;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;how did your lips feel on mine?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Because of you, I love the white statues drowsing in the parks,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;the white statues that have neither voice nor sight.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;I have forgotten your voice, your happy voice;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;I have forgotten your eyes.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Like a flower to its perfume, I am bound to my vague memory of you.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;I live with pain that is like a wound;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;if you touch me, you will do me irreparable harm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Your caresses enfold me, like climbing vines on melancholy walls.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;I have forgotten your love, yet I seem to glimpse you in every window.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;Because of you, the heady perfumes of summer pain me; because of you,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;I again seek out the signs that precipitate desires:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;stars, falling objects...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Pablo Neruda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-4530511731686367476?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/4530511731686367476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=4530511731686367476' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/4530511731686367476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/4530511731686367476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/04/because-of-you-in-gardens-of-blossoming.html' title='Love'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SdMVm6MwMSI/AAAAAAAAABY/yfwbhiHjqSc/s72-c/neruda4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-3697706771300341166</id><published>2009-03-26T17:55:00.000+02:00</published><updated>2009-04-02T18:30:45.142+03:00</updated><title type='text'>Sanrı</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0); font-family: arial;font-size:100%;" &gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;…&lt;br /&gt;Ne biçim  bir duygu tufanı&lt;br /&gt;Belirli belirsiz hareketler içerisinde yol alan&lt;br /&gt;Bilinçsiz bir aşk fermanı…&lt;br /&gt;El yazısı ile yazılmış bir bilmeceydi  duygularım&lt;br /&gt;Harfleri birbirine bağlayan düğümleri çözemedim,&lt;br /&gt;Seni  düşündükçe; ufukta doğan güneşe anlam veremedim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman  dönüverdi…&lt;br /&gt;Güneş Ay, Ay Güneş oluverdi…&lt;br /&gt;Martıların dansı eşliğinde  yükselen Ayın kuyruğuna kuruluverdi…&lt;br /&gt;O manzara…&lt;br /&gt;Ahh o ekşi tantana…&lt;br /&gt;Ber  taraf ışıl ışıl&lt;br /&gt;Ela gözleri, o karanlıkta yine sana  takılıverdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misina koptu kopacak&lt;br /&gt;Umurunda değil...&lt;br /&gt;Bi’ anda Ayın  kuyruğunda denge bozuldu bozulacak...&lt;br /&gt;Yörüngeden çıktım,&lt;br /&gt;Ay ile doğarken  Güneş ile battım...&lt;br /&gt;Gözlerim kamaştı akşam akşam&lt;br /&gt;İçimde sıcak bir  ürperti&lt;br /&gt;Hadi yine sabah olsun&lt;br /&gt;Yine Ay doğsun...&lt;br /&gt;Acaba neden  ki...&lt;br /&gt;…&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0); font-family: arial;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaynak Kartoğlu&lt;br /&gt;19.02.2009&lt;br /&gt;Saat:  17.06&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-3697706771300341166?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/3697706771300341166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=3697706771300341166' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3697706771300341166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/3697706771300341166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/03/isimsiz-bir-siir.html' title='Sanrı'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-420487289736412078</id><published>2009-03-26T17:48:00.000+02:00</published><updated>2009-04-01T10:51:13.129+03:00</updated><title type='text'>Siyah beyaz bakire bi' aşka kurban ediyorum artık tüm bu sözleri...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/ScukzJUPMwI/AAAAAAAAABQ/oCHnbQjdhxA/s1600-h/Facebook+-+Tsiria+Darcy%27s+Photos+-+Profile+Pictures_1238078390160.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 311px; height: 120px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/ScukzJUPMwI/AAAAAAAAABQ/oCHnbQjdhxA/s320/Facebook+-+Tsiria+Darcy%27s+Photos+-+Profile+Pictures_1238078390160.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5317524983622087426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:Arial;" &gt; &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;O:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Elbette varımdır boynu bükük  kelimelerinin içinde .. Ve köşebaşlarında bi o kadar kayıbım .. Sükut kadar  münzevi. Ağrılı bi gecenin elinden tuttum sadece dün gece. Belkide söylediğim  her kelime bir kıvılcım.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Ama seni unutamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;*Ben kendimce  dürüst intiharıma ağlarım .. melekler ölmeyi hak ettiğinde..*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan  geçen onca zamandan sonra geride bıraktığımız her adres kayıp.. Kısa  cümlelerimin vurgunu.. İnsancık dolu sokakların sürgünü yapmışken hayat  hepimizi!! Bizi bıraktığı şu adrese bak..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Senden sonra; öylesine hüzün  dolu, öylesine yalpalayan sokakların vurgunu ve boş gözlerle baktım ki  kalabalıklara ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne böyle olsun istedim ne de Seni kaybetmeyi...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman  biliyoruz ne yaptıgımızı?? Hiç bi zaman.. Bilmedigimizi kabullenmek belki bunun  çözümü. Sersem gibiyiz her zaman, ya da sersemi olduğumuz bişiler var hep.. Onu  bulsak ya.!. Hep oluyor bir şeyşer hep değişim...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Devinim, olsun bunlarla  güzel zaten şu sonsuzluktaki sonlu kısacık yaşam, hayat dilimi.! Yanlış yol yok  ki.. Bütün yollar yanlış ve bütün yollar doğru.. Özlemek bizi hayata baglayan bi  itici güc olsa gerek ve özlediğimiz şeyi arama gücü veriyo şimdi bize. Hep  istemediğimiz seyler oluyor tabi istediklerimiz de oluyor.. Kendimize bile  seyirci kalıyoruz cogu zaman.. Bunu içselleştirip sahnedeki kendimizi izlesek  ya!!.. Geçmiş geçmiş bişi.. Bizi biz yapan bişi. Gurur duymak lazım her ne kadar  kötü anılar yaşantılar olsa da..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Hatta teşekkür etmek lazım geçmişe  yine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek yok ki... Öyle bişi yok.. En fazla şimdi, şu an var...Yyarını biz  uydurmadık mı?? &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Bahar; bir sürü canlıya hayat verecek, dünyayı ısıtacak  daha.. Kim nasıl nefret edebilir ondan...Kendi bile nefret edemez.. Alıştı  hayatın O'na sunduklarına..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Doğrudur bu sessizliğin devamı.. Doğrudur  turuncudan siyaha, daha koyu siyaha ve en koyu siyaha boyamak içindeki  yalnızlığını.. &lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Hiçsel bi yolculuk şimdi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Geride bıraktığımız tüm  anılarla birlikte..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Siyah beyaz bakire bi' aşka kurban ediyorum artık tüm bu  sözleri..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu kal&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Hep öyle kal&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Sana yakıştığı  gibi..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b  style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;İmza:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;  O&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b  style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;- BEN:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; Ben sana hep  demiştim; "sen ne kadar güzel yazıyorsun" diye.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Hatırlıyor  musun?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacakaranlıkta herhangi bir sokakta yürürken muazzam bir kadın  geçer yanımdan. Başım sola doğru yavaşça dönmeye başlar. Gözlerim kısılır; sanki  çok uzaklarda bir yerde o bir serapmış edasında bakarım. Belki o da bana bakar…  Sonra birimiz kuzeye birimiz güneye devam eder. Anlık bir tebessüm ve kıpırtı…  Bu kadar…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alacakaranlıkta herhangi bir sayfanın üstünde mi altında mı  belli olmayan bir yazı görürüm. Okurum heyecanla. Ya beni benden alır, ya da  sadece okumam ile kalır. Beni benden alan o yazıya bırak kısılmış gözler ile  bakmayı; gözlerimi kapatarak bakarım. Bir serap olsa bile ben o serabın  ıslaklığına dokunup bütün duygularımı sırılsıklam yapmayı başarırım. Ama işte  bu, “bu kadar” da kalmaz…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;İki alacakaranlık ve o karanlıkta yaşanan iki  farklı durum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Önemli olan insanları neyin etkilediği… Hangi karanlığın ışık  dolu olduğu...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin bir özelliğin var.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Sorulan sorulara cevap  vermiyorsun.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Niye?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Ya da veriyorsun ama şifreyi çözmek lazım cevapları  bütün çıplaklığı ile görebilmek için.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Çok felsefe yapmışsın…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Ben  girmiyeyim bu felsefelere.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;O felsefeler senin kaleme aldığın ya da klavyenin  butonlarına bastığın tuşların simgesel ahenginde kalsın.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;“ Hiçsel bi  yolculuk şimdi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Geride bıraktığımız tüm anılarla birlikte..&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Siyah beyaz  bakire bi aşka kurban ediyorum artık tüm bu sözleri.. ”&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açar mısın biraz  daha?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Sana ağızındaki baklayı çıkart dedim sen o baklayı daha da anlaşılmaz  bir tada dönüştürüverdin.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Bana o tadı basitçe açıklar mısın ey  bahar?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Basit diyorum; basit pek bi' zordur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Ama lütfen  dene…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Bekliyorum…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakire bir aşk değildi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Bakire olsaydı onun ismi  AŞK olmazdı!!!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Bakire olsaydı filizlenmezdi…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Bakire olsaydı çiçek  açmazdı…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Yeşillenmezdi…&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Meyve vermezdi…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;Ve ben çok iyi  hatırlıyorum… Kendimi… Aşkımı…&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Kaynak  Kartoğlu a.k.a. KK.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-size:130%;" &gt;MART '09&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-420487289736412078?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/420487289736412078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=420487289736412078' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/420487289736412078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/420487289736412078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2009/03/siyah-beyaz-bakire-bi-aska-kurban.html' title='Siyah beyaz bakire bi&apos; aşka kurban ediyorum artık tüm bu sözleri...'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/ScukzJUPMwI/AAAAAAAAABQ/oCHnbQjdhxA/s72-c/Facebook+-+Tsiria+Darcy%27s+Photos+-+Profile+Pictures_1238078390160.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6985482173287890660.post-5251217709804017767</id><published>2008-11-14T17:33:00.000+02:00</published><updated>2009-04-01T10:22:47.887+03:00</updated><title type='text'>1 Sene 4 Ay</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);font-family:georgia;" &gt;"Biiiiir.... ikiiiiii... üüüüüüüç.... dö... dööö... dööör..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok yok...&lt;br /&gt;Dört gelmeyecek...&lt;br /&gt;Gelmesinde...&lt;br /&gt;Ne gerek var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazası geldi diye Çarşamba gecesinin 17'sinde kalvyeye takur tukur basmaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hadi canım, öyle de sebep mi olurmuş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olur olur...&lt;br /&gt;Oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 1 sene 4 ay öncesini hatırlıyor gibiyim.&lt;br /&gt;Sizin terasınız var mı efendim?&lt;br /&gt;Bizim o zamanlar vardı.&lt;br /&gt;Büyük değildi ama izin kullanmadan izne çıkmış kadar oluyorduk insanların kör gözlerinde...&lt;br /&gt;Yazın başlangıcıydı...&lt;br /&gt;Nedense "o yaz" bize bi' farklı gülümsemişti... Hepimiz o eski "yaz aşklarını" gözünün önüne getirivermişti. "O eski" diyorum çünkü benim için epey bir mazide kaldı bu terim. Yaz aşkı... "Tell me more, tell me more; was it love at first sight?" Filmin adı Grease; kaleme alınıp izleyiciye aktarılan terim de filmin adı gibi bol keseden yağlı... SUMMER LOVE... İzlediğiniz reklamlara sakın inanmayın... O yağı hiç bir bok çıkartamıyor. Sürç-i lisan ettiysem şimdiden affola a-dostlar... İnanın bazen bazı durumları jargonlar kullanarak lanse etmek çok daha etkileyici oluyor. Reklamın temel kuralı "basitlik" üzerine kurulmuştur zira bu terim ne kadar basit gözüksede uygulaması bi' o kadar zordur. Bu yüzdendir ki bir çok izlediğiniz reklam sizde etki bırakmıyordur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Neden basitlik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmayın ama insanlarımız okumuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 sene 4 ay öncesine geri saralım...&lt;br /&gt;Terasta 2 sandalye, bir tane sallanan ahşap koltuk ki eşi ve benzeri yoktur, "çöpçü müsünüz siz?" edası yaratan ağzına kadar dolu, siyah koroplast çöp torbaları ve evet; bizler... Kendimizi o yakıcı güneşin altında sigramızın dumanına sarıp sarmalıyorduk... Saklanmak için... Bulunduğumuz mahallenin en tepesinde kendine zamanında yer edinmiş olan apartmanın en üst katında oturunca saklanmak aslında pek bi saçma geliyordu... Bize de, bize de... Manzarası olmadığından değil; biz arada sırada boncuk mavi, sıkkın olduğu vakit grileşip yoğunlaşan, kızgınlığında ise elektrik çarpan, ardından ıslatan ve akabinde her damlayı okşarcasına kurutan bir gökyüzüne kamaşık gözler ile bakıp dalıyorduk. Kendi "harikalar diyarımıza" düşüyorduk... Kollarımız olabildiğince açık, göz bebeklerimiz aşağıya kilitlenmiş ama öyle bir sevinç var ki bedende gel de o noktayı gör... Bizler, o "harikalar diyarımız"a entegre olmadan önceki kara kuyunun dibinde ne olduğunu bilmeden kollarını açıp atlayanlardandık...  Düşünmeyenlerden değil... Düşünüp uygulamayanlardan. Carpe-Diem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 sene 4 ay önceki yaz da bizim gibi gülümseyerek ve hayal kurarak ziyaretini gerçekleştirmişti... Biz de ilk defa hayal kurduk... Anladık ki aşık olduk... Yaz hiç böyle olmamıştı... Hayaller tepesinden şafağa bakarken karanlık doğuyordu. Karanlığı bastıralım, çiçekler açtıralım derken bütün bedenlerimizi bal arıları sokuyordu... Bu arılar biraz farklıydı... İğnelerini bırakmıyorlardı; ölmüyordu kahrolacasılar... Geliyordu... tekrar ve tekrar geliyordu... ve yine sokuyordu...Çiçeklerini sömürmüyorduk ki... Neydi bu arsızlığın ve kinin nedeni? Biz sadece açan bir papatyanın sarı, beyaz ve tozlu değil mor ve turuncu açması için kendimizi paralayıp duruyorduk... Doğanın yarattığı bir  şaheserin DNA'sını değiştirme iç güdüsü değildi bu... Hayır bakmayın bana öyle! Değildi! Hayatı sarı, beyaz ve tozlu gördükleri için onlara değişken bir seçenek sunuşuydu... Daha önce aynaya baktıkları zaman göremedikleri değil göremeyecekleri bir renk skalası vardı parmaklarımızın ucunda. Parmakların ucundaki skala ile o eli tutunca bedenleri rengarenk oluveriyordu. Bizler pantone değerini verirdik; 320 C... işin ekstrası da onlardı... İşte o zaman işin soluğuna karışan ekstra renk ile papatya mor ve kırmızı oluveriyordu... Hayatta her şey karşılıklıdır felsefesi... Bunu anlamak ve anlam katmak için Socrates olmaya gerek yoktu. Onlar Socrates olmaya karar verdi... Bizler ise Socrates'i çoktan kitaplarda okumuştuk... Hakuna Matata demiştik... What a wonderful world...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir bakmışsın ki arı sen oluvermişsin... Çiçeği eline alıp koklamak isteyeni değil aynı koloniden olan diğer 2 arı dostunu sokmaya başlamışsın... 1 sene 4 ay önce... Yüzler asılmıştı... Her şey yine kötü gitmişti... Biz ilk defa hayal kurmuştuk... Anladık ki sadece hayalmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 sene 1 ay önce yine yağmur yağıyordu... Bardağa "dolarcasına"... Terasta yine 2 sandalye, bir tane sallanan ahşap koltuk ki eşi ve benzeri yoktur, "çöpçü müsünüz siz?" edası yaratan ağzına kadar dolu, siyah koroplast çöp torbaları ve evet; yine bizler... 3 silahşörler... Silahları kattıkları renklerdi... Etrafı yeniden bir duman sarmıştı... Tanıdık bir kokuydu bu... Bu sefer manzaradan değil kendi kendimizden saklanmaya çalışıyorduk... Saklandıkta... Ama kimse "sobe" demedi. Biz kendimizden saklanırken başkaları bizi sürekli zaten sobeliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak Kartoğlu...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6985482173287890660-5251217709804017767?l=kaynakkartoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/feeds/5251217709804017767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6985482173287890660&amp;postID=5251217709804017767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/5251217709804017767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6985482173287890660/posts/default/5251217709804017767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaynakkartoglu.blogspot.com/2008/11/1-sene-4-ay.html' title='1 Sene 4 Ay'/><author><name>KynK</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16890485304360398337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_HNQabjyV2xg/SR2ZA8wxhZI/AAAAAAAAAAM/7BiWvNw6hAc/S220/n787632213_1038213_3831.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
